Kopenhag: Tasarım Delilerinin Şehri

4
2373
Nyhavn limanı, Kopenhag.

Kopenhag savaşlardan ve yangınlardan çok çekmiş bir şehir. Bu nedenle eski zamanlardan pek az eser ayakta kalmış. Tasarım delisi Danimarkalılar başkentlerini birbirinden güzel yapılarla yeniden yapmışlar. Vapur turu esnasında Danimarka mimarlar odasının muhteşem kahvesini gördüğümde, turu yarıda bırakmıştım.

Kopenhag Hakkında

Vikingler zamanında Danimarka’ nın en büyük adası üzerinde bir balıkçı kasabası olarak kurulur. Danimarka ve İsveç arasındaki ticaret yolları arasında bulunması şehrin zamanla önemli bir ticaret ve liman şehri olmasını sağlar. Kopenhag kelimesi de ticaret merkezi anlamına gelmektedir. Özellikle deniz taşımacılığında, Maersk gibi dünyanın en büyük şirketlerine sahiptir. İsveç tarafında da Malmö şehri benzer şekilde gelişmiştir. Günümüzde Kopenhag ve Malmö arasında Avrupa’ nın en uzun köprüsü Oresund Bridge bulunmaktadır.

Bir zamanlar Kuzey’ in hakimi bu Viking Şehri, İkinci Dünya Savaşı esnasında beş yıl işgal altında kalır. Yıllar içerisinde uğradığı bu işgaller ve üst üste yangınlar, şehrin tarihi yapısını neredeyse yok eder.

Kopenhag’ da Görülmesi Gereken Yerler

Nyhavn – Sıra sıra dizili renkli binaları ve limanda demir atmış tarihi gemileri ile Nyhavn, şehrin simgesi olmuş bir yer. Sahil boyunca uzanan evlerden bir tanesi meşhur Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen‘ a ait. Kral Çıplak, Deniz Kızı ve Buzlar Kraliçesi masallarının yazarı. Müze haline getirilen evde yazarın el yazmaları sergileniyor, hikaye ve şiirleri dinletiliyor. Limandaki gemilerin de hikayesi var. 100 yaşını aşan bazı gemiler koruma altına alınmış. Vikinglere ait gemileri Viking Müzesi‘ nde görebilirsiniz.

Limanda vapur turu yapmak isteyenler için turlar bulunmaktadır. İki farklı firma tarafından yapılan bu turlar, gezilen yerler, rehberlik ve vapur açısından neredeyse birbirinin aynısı. Aralarındaki tek fark bir tanesi daha pahalı. Limanda birçok kafe bulunuyor. Yemek için iyi gibi ancak benim tercihim daha az turistik yerlerden yana oldu.

Tivoli Bahçeleri – Dünyanın en fazla ziyaretçi çeken tema parklarından. İçerisinde hem yetişkinler için hem de çocuklar için çeşitli etkinlikler düzenlenmekte. Bir rivayete göre; Walt Disney burayı ziyaretinden çok etkilenir ve Disneyland’ de Tivoli bahçelerinden esinlenerek bazı değişiklikler yapar. Ayrıca, 1914′ de yapılan dünyanın en popüler roller coaster’ ı Rutschebanen buradadır. Özellikle çocuklarıyla seyahat eden aileler için mükemmel biryer. Etkinlikler ve biletler için web sayfası: https://www.tivoli.dk/en/

Stroget alışveriş caddesi – Dünyanın en uzun alışveriş caddeleri arasında gösteriliyor. Cadde üzerinde birçok kafe, restoran, mağaza ve hediyelik eşya dükkanı bulunmaktadır. Caddeden yürüyelerek Nyhavn liman bölgesine çıkabilirsiniz.

Amalienborg Sarayı – Kraliyet ailesinin halen ikamet ettiği resmi konutu. Sarayın önündeki sokaklar yayalara açık durumda. Hiçbir kontrol noktasının olmadığı bu bölgeye elinizi kolunuzu sallayarak girebilir kraliyet ailesinden birisiyle karşılaşabilir pencereden selamlaşabilirsiniz. Zaten aile fertleri de normal vatandaşlar gibi yaşıyor bisiklet kullanıp, çocuklarını kreşe götürüyorlar.

Belediye Binası Meydanı – Tivoli bahçelerine ve Stroget caddesine komşu olan bu meydan  şehir turu için iyi bir başlangıç noktası olacaktır. Ayrıca meydandaki bisiklet kiralama noktalarından bisiklet kiralayabilirsiniz.

Opera Binası – Liman bölgesinde tarihi binaların arasında modern tasarımıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Tasarımı ilk zamanlarda tartışma konusu olsa da, şuanda bina şehir sakinleri için alternatif bir etkinlik alanı olmuş durumda.  Zamanla binanın çatısından denize dalışlar yapılmaya başlanmış ve halkın büyük ilgisini çekmiş. Günümüzde Opera Binası sanatsal etkinliklerin yanı sıra dünya çapında bazı dalış etkinliklerine de ev sahipliği yapmakta.

Kurtarıcı Kilisesi (Church of Our Savior) – Christiania’ ya çok yakın olan Kurtarıcı kilisesi spiral kuleleri ile dikkati çekiyor. Kulelerin tepesi, şehrin yukardan izlenebildiği en yüksek yapılardan bir tanesi. Kış aylarında kuleler ziyarete kapalı. Kilisenin kuleleri gibi içerisi de diğer kiliselerden farklı. Sade bir iç tasarımına sahip kilisenin içerisinde büyük işçilik isteyen ahşap detaylar bulunmaktadır.

Yeme – İçme

Kopenhag’ da yemek için Torvehallerne’ ye gitmiştim. Genelde yerel halkın gittiği bir yer. İçerisinde kafe ve yerel yiyeceklerin bulunduğu bir pazar. Kopenhag’ ın en meşhur kahvecisi Coffee Collective’ in de bir şubesi var.

Ulaşım

Çok büyük bir şehir olmayan Kopenhag’ da birçok yere metro ile rahatlıkla ulaşılabilir. Bütün toplu taşıma araçlarında geçerli günlük pass (80DKR) aldım çok işe yaradı. Gün içerisinde aynı yere birkaç kere gelmek gerekebiliyor.

Kopenhag her ne kadar bir ada şehri olsa da, Storebaelt köprüsü üzerinden Kopenhag’a karayoluyla da ulaşım mümkündür.

Kopenhag’ a Gitmeden

film: Kopenhag- Mark Rasoe

4 YORUMLAR

    • Teşekkürler, Celal Hocam. İskandinav ülkeleri sizin yazınızda da bahsettiğiniz gibi biraz pahalı olsa da, en fazla keyif aldığım yerlerden. Özellikle yaz aylarında.

  1. Yazı çok güzel olmuş, keyifle okudum. Kopenhag’a ben de Mayıs 2016’da Hamburg’dan geçmiştim. Otobüsle 5 saat sürüyor ama 1 saati feribotta geçiyor, orada restoranlar var gümrük mağazası var vs. İnsanın canı sıkılmıyor yani. Dolayısıyla Hamburg’a giden herkese vakti varsa mutlaka Kopenhag’a da gitmesini, veya Kopenhag’a giden herkese vakti varsa Hamburg’a da gitmesini tavsiye ediyorum öncelikle. Otobüs bilet fiyatları da çok ucuz. Yaklaşık 15-20 Euroya bilet bulunabiliyor.

    Kopenhag’ı tamamen yürüyerek gezdim. Eğer müzelerde vakit geçirilmeyecekse 1 günde her tarafı rahatlıkla yürüyerek görülebilecek bir yer. Kesinlikle gidilmesini tavsiye edeceğim ilk yer Christiania. Hayatımda bulunduğum belki de en değişik yer burasıydı. Oraya yakın olan Church of Our Saviour’ın da tepesine imkan varsa muhakkak çıkılmasını tavsiye ediyorum fakat diyeceğim odur ki, tepesine çıkmak inanılmaz zorluyor. İçerisi hem çok dar hem de çok kalabalık. Bir de kilise saat 15.30’da kapanıyor, çok erken gibi geldi bana. Tepesindeki manzara müthiş. Bana kalırsa Round Tower’ın tepesindeki manzaradan daha güzel. Dolayısıyla Round Tower yerine bu kilisenin tepesine çıkılmasını tavsiye ediyorum.

    Şehrin en güzel bölgesi de bana kalırsa Nyhavn, mutlaka görülmeli ve bolca fotoğraf çekinilmeli. Deniz kızı heykeli de genelde çok kalabalık oluyormuş ama ben gittiğimde 3-4 kişi ancak vardı, rahatça fotoğraf çekinebildim.

    Kopenhag’ın en kötü yönü, inanılmaz pahalı bir şehir olması. Her şey ateş pahası.

    Eğer kahve seven biriyseniz, bana kalırsa Avrupa’nın en iyi kahvecisi olan “Coffee Collective” mutlaka gidilmesi gereken bir yer. Zaten yukarıdaki fotoğraflardan birinde de çıkmış. Hamburg için de Speicherstadt Kaffeerösterei isimli kahveciyi ve Elbgold Cafe’yi öneriyorum.

    Kendi yazdığım Hamburg ve Kopenhag gezi yazılarımı da şu adresten görebilirsiniz: http://www.goekkunn.com

    Okur ve yorum yaparsanız memnun olurum 🙂

    • Merhaba, Kopenhag gezinizi okudum. Bilgilendirici bir yazı olmuş. Hamburg’ tan günü birlik bir gezi iyi fikir. Kurtarıcı kilisesinin tepesine çıkabilmişsiniz. Ben çıkamamıştım. Kış aylarında güvenli olmadığından ziyarete kapanıyormuş. Kısa zamanda iyi gezmişsiniz. Hamburg’ daki kahveleri de not alıyorum. Teşekkürler.

Bir Cevap Yazın