Paris, tam ortasından geçen Seine nehri ile şehir büyük oranda şekillenmiştir. Yukarıdan bakıldığında nehrin ortasında çamura saplanmış büyük bir gemiye benzetilen Cite Adası, Paris’ in temellerinin atıldığı yerdir. Notre Dame katedrali de buradadır. Nehrin, Sorbonne Üniversitesinin’ de bulunduğu güney-batı tarafı entelektüel yanıyla, diğer tarafı ise daha çok turistik yerleri ile ön plana çıkıyor.

Paris’ te Yapılması Gerekenler

Eyfel Kulesi – Kuşkusuz Paris’ te en çok merak edilen yapıdır. Hikayesi; 1889 yılında uluslararası bir sergi için tekrar sökülmek üzere inşa edilir, şehrin silüetini bozduğu gerekçesiyle ilk başlarda çok eleştirilir, ancak daha sonraları muhteşem simetrisiyle dünyanın en dikkat çekici yapıları arasına girer. Etkileyici tasarımı, 276 metre yükseklikten Paris manzarası ve akşamları büyüleyici ışık şovuyla Eyfel Kulesi turistlerin bir numaralı uğrak yeridir.

Ayrıca, mühendis Gustave Eiffel’ in bu tasarımı, 10 bin ton ağırlığıyla ve şiddetli rüzgarlara karşı dayanımıyla mühendislik alanında da büyük ses getirmişti. Gustave Eiffel’ in çalışmalarını yaptığı odası, kulenin tepesinde orijinal haliyle muhafaza edilmektedir. Kendisine ve Thomas Edison’ a ait balmumu heykeller ve Edison’ un hediye ettiği gramofon da bu odada sergilenmektedir.

Notre Dame Katedrali (Notre Dame de Paris) – Seine nehri üzerinde küçük bir adada bulunan bu yapı Fransızların ana kilisesidir. Victor Hugo’ nun romanı Notre Damme’ ın Kamburu’ ndan sonra dünya çapında bir üne ulaşmıştır. Günümüzde Paris’ in en popüler yerlerinden birisidir. Ziyaret edenlerde dehşet duygusu uyandıran bu yapı, esas olarak kulelerinin tepesinden seyredilebilen muhteşem Paris manzarası için mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır. Ayrıca, kilisenin içerisindeki vitraylar da görülmeye değer. Kilisenin önünde giriş için bekleyen kalabalık ve kalabalığın arasında sokak sanatçıları burasını oldukça renklendiriyor.

Notre Dame’ ın Kamburu’ nun yazıldığı dönemde Notre Dame Katedrali (Notre Dame de Paris) harap bir vaziyetteydi. Victor Hugo’ nun bu romanından sonra katedral bütün dünya tarafından merak edilen bir yapı haline geldi. Günümüzde, Paris’ de en çok ziyaret edilen turistik yerlerden birisi oldu. Bundan dolayı Victor Hugo, Notre Dame’ ı kurtaran adam olarak da tanınmaktadır.

Louvre Müzesi – Dünyanın her tarafından milyonlarca kişi, bu sıradışı binada sergilenen 35 bin eseri görmek için geliyor. Müzede Fransız ve İtalyan sanatçılara ait resim ve heykeller, Mısır ve Yunan antikaları ile dünyanın çeşitli yerlerine ait bazı eserler sergilenmektedir. Kuşkusuz en meşhuru Leonardo da Vinci’ nin Mona Lisa’ sıdır. Müzeye girişler 1989′ da açılan cam piramit içerisinden yapılmaktadır. Müzeyi gezmeden önce görmek istediğiniz eserlerin listesini yapmanız işinizi kolaylaştıracaktır. Aksi halde yorulmuş ve sıkılmış bir halde müzeyi terk edebilirsiniz. Louvre Müzesi’ nde görülmesi gereken eserler başlıklı yazıda öne çıkan eserlere göz atabilirsiniz.

Müzeden çıkışta batı istikametinde (kalabalığın gitti yönde) Tuileries Bahçesi içerisinden kısa bir yürüyüşle Concorde Meydanı’ na ulaşırsınız. Bu meydanda, Mısır’ ın Luxor kentinden getirilen dikilitaş bulunmaktadır. Burası aynı zamanda, Şanzelize caddesinin de başladığı yerdir.

louvre_museum_by_ucaknotlari-d8idl3l

Şanzelize Caddesi (Champs-Élysées) – Concorde Meyanı ile Zafer Takı (Arc de Triomphe) arasında, güç ve zenginliğin sokaklara taştığı Paris’ in en meşhur caddesidir. Ülkedeki büyük kutlama ve törenler için bu cadde kullanılmaktadır. Napolyon tarafından yaptırılan Zafer Takı, günümüzde Şanzelize caddesinden Concorde meydanına, daha ilerde Louvre müzesine kadar olan manzaranın fotoğrafını çekmek isteyen turistler tarafından kullanılmaktadır.

Cadde üzerinde ilginç dükkanlar bulunmakta. Benim en çok dikkatimi  çeken Laduree ve  önünde Makaron yemek için sıra bekleyen kalabalık olmuştu.

laduree_by_ucaknotlari-d8idllw

Montmartre – Burayı görmeden Paris’ ten ayrılmamalısınız. Pablo Picasso, Salvador Dali, Vincent Van Gogh gibi meşhur sanatçılar burada  yaşamışlar. Günümüzde de sokaklarda ziyaretçilerin portrelerini çizen birçok ressam bulunmaktadır. Paris’ in en yüksek noktasıdır. Buradan şehri seyretmek isteyenler, Sacre-Coeur ‘un önünde büyük bir kalabalık oluştururlar. Ancak Montmartre’ yi keşfetmek için ara sokaklarda kaybolup, ressamlara ve sokak sanatçılarına ayrılan ana meydandaki kafelerden birinde kahvenizi yudumlamalısınız.

 

Paris’ le ilgili bazı gezi notları:

  • Paris’ te ulaşım için metroyu kullanmanız büyük kolaylık sağlayacaktır. Şehrin nerdeyse her yerine metro ile ulaşım mümkün. Günlük sınırsız pas bilet almanızı tavsiye ederim. Bunun yanında Charles de Gaulle havalimanı ile şehir merkezi arasında çalışan Roissybus (bizdeki Havaş gibi) otobüsler bulunmakta. Aklınızda bulunsun metronun çalışmadığı bazı durumlarda havalimanına yetişmeniz gerekirse işinize yarayacaktır. Ben yaşadım.  Metro haritasında bu otobüslerin de durakları gösteriliyor. Paris metro haritasına buradan ulaşabilirsiniz.
  • Her ayın ilk pazar günü Paris’ teki bütün müzelere giriş ücretsiz.
  • Neredeyse bütün turistik yerlerin önünde giriş için uzun kuyruklar oluşuyor. Bazen saatlerce bekleyebilirsiniz. Gezinizi buna göre planlamanızda fayda var.
  • Paris’ te yazılan bağzı romanlar; Sefiller (V. Hugo), Notre Dame’ ın Kamburu (V. Hugo), İki Şehrin Hikayesi (Charles Dickens), Goriot Baba (Balzac), Nana (Emile Zola)…

 

 

Bir Cevap Yazın